Pozitif Psikoterapi

Pozitif Psikoterapi

Pozitif Psikoterapi

                    Günümüzde bireylerin sorunlarının yanı sıra onların yetenekleri ve güçlü yanlarını da dikkate alan yaklaşımlara ihtiyaç duyduğu belirtilmektedir. bu yöntemlerden biri de Pozitif Psikoterapidir. Pozitif Psikoterapi (PPt), Peseschkian tarafından (Peseschkian & Walker 1987) kavramsallaştırılan ve kuramsallaştırılan bir psikoterapidir. Pozitif psikoterapi olumluya odaklanan, içerisinde eklektik yaklaşımları barındırabilen ve analitik psikoterapilere dayanan kültürler arası bir yaklaşım olarak tanımlanabilir (Eryılmaz 2017).
                     Pozitif Psikoterapinin ilke ve kavramları insan imgesine dayandırılmıştır. Pozitif Psikoterapiye göre insan imgesi, kendisi, ebeveynleri ve hemcinsleriyle olan deneyimlerine olduğu kadar toplumsal geleneklere ve başkalarının deneyimlerine de dayanır. Pozitif Psikoterapiye göre insan çeşitli yeteneklere sahip bir varlıktır. Psikoterapi sürecinde bireyin semptomları ile yetenekleri arasında ilişki kurulurken diğer yandan bireyin işlevselliğini ortaya çıkaran yeteneklerin neler olduğu üzerinde de durulur. bu yöntem danışanı ve çevresindekileri, var olan problemlerle daha etkin yollarla uğraşmaya hazırlar.
                     Tüm psikoterapi yöntemlerinin kendine özgü kavramları olduğu gibi Pozitif Psikoterapinin de kendine özgü kavramları bulunmaktadır.
         a) Sevme ve Bilme Kapasiteleri ve Yetenekler:
                 Pozitif Psikoterapinin temel kavramları arasında sevme ve bilme kapasiteleri yer almaktadır ve insanın bu iki kapasiteyle doğduğunu savunmaktadır. bu kapasiteler bizi yetenekler kavramına götürür. yetenekler, bilişsel ve davranışsal yapıları içerir.
         b) Çatışmayla Başa Çıkma Kaynakları ve Model Boyutları:
                PPt' nin çatışmayla baş etme kaynağı olarak dört önemli kaynak görülmektedir. Bunlar; Beden, başarı, ilişkiler, fantezi/maneviyat olarak ifade edilmektedir. Kuramın bir diğer kavramı ise model boyutlarıdır. Model boyutları, bireyin benliğinin şekillenmesinde etkili olan aktörlere ilişkin bir kavramsal yapılanmadır. Bireyin annesiyle, babasıyla ve diğerleri ile kurmuş olduğu ilişkileri; bireyin anne ve babasının kendi aralarında kurmuş oldukları ilişkileri; ailesinin çevresi ile kurmuş oldukları ilişkileri; ailesinin çevresiyle kurduğu ilişkileri ve ailenin inanç sistemleri ve diğer sistemleriyle kurmuş olduğu ilişkileri de bireyin benliğinin ve kişiliğinin yapılanmasında etkili olmaktadır.
          c) Etkileşim Basamakları:
              PPt insanın yetenekleriyle ilgilendiği gibi kültürel farklılıkları da göz önünde bulunduran bir psikoterapi modelidir. bu bağlamda bireylerin ortak noktalarının ne olduğunu ve birbirlerinden farklı noktalarının ne olduğunu da belirlemeye çalışır. Bunu belirlemenin bir yolu da etkileşim basamaklarıdır. Etkileşim basamakları, ailemiz ve diğer insanlarla kurduğumuz ilişkilerde bizim için bir modeldir. PPt; bireyin bağlanma, farklılaşma ve ayrılma basamaklarından ilerleyerek gelişimini sürdürdüğünü savunur.
         d)Kendi Kendine Yardım:
             Pozitif Psikoterapide birey Kendi kendine yardım yoluyla kendisi, ailesi ve çevresi için bir terapist haline gelmeye cesaretlendirilir. Kendi kendine yardım ilkesi; bireyin hasta rolünü bırakıp kendisine ve çevresine yardım sınan rolünü üstlenmesine yardımcı olur.
         e) Çatışmalar:
            Pozitif psikoterapide çatışmalar gerçek çatışma, temel çatışma ve anahtar çatışma kavramları etrafında incelenmektedir.
         f) Pozitif Yorumlar:
            Pozitif psikoterapi farklılaşmaya dayalı bir terapidir. bu model, farklı görüşlerin neyin normal-anormal olduğunu tanımladığını söyler. Pozitif yorumlama yapmak; danışan sorunlarının işlevinin belirlenmesi ve davranışlarına farklı açılardan bakabilmeleri adına yaşadıkları semptomlara ilişkin olumlu yorumlamalarda bulunmak anlamına gelmektedir.
         g) Pozitif Psikoterapinin temel ilkeleri: Pozitif psikoterapi umut, denge ve konsültasyon olmak üzere üç önemli ilke üzerine kurulmuştur.                                                                                                                g) Mikro travmalar:
             Pozitif psikoterapiye göre bireylerin yaşamlarında örseleyici yaşantıların önemi büyüktür. Bireyin yaşamış olduğu travmaları onun kapasitelerini ve yeteneklerini ini kullanmalarını engeller. Küçük küçük travmalar büyüyerek bireyin işlevselliğini bozar. bu nedenle bireylerin işlevselliğini arttırmak için bireylerin yaşamış oldukları travmalar üzerinde durmak gereklidir.
Bize Ulaşın